Mürşid-i Kamil

Abdullah Baba mürşid-i kamile tabi olma

Mürşidi Kamile Tabi Olmanın Faydaları

Üstadımız Hacı Abdullah Gürbüz (KS) anlatımı ile Mürşidi Kamil e tabi olmanın faydaları

Kulun yüksek makamlara erişmesi, ancak şu iki şeyden birisi ile mümkün olur: Ya İlahi bir cezbe, ya da Sadıklardan olan şeyhlerden birinin elinde sulûk etmekledir. Hususi bir cezbe herkes için söz konusu olmayabilir. Fakat diğeri için bir engel yoktur. Bir Mürşidi Kamil'in elini tutup hizmetine girildiği, emirleri tutulup canla başla çalışılmaya başlandığı zaman, derviş, sanki annesinden yeni doğmuş gibi olur. Artık Mürşidi Kamil onun manevi babası ve terbiyecisidir. Allah'a giden yolda yegâne vasıtadır. Mürşidi Kamiller kalp doktorlarıdır. Kötülüğü emreden nefsin hile ve desiselerine karşı geliştirdikleri metodlar ile kalpleri tamir etmede Allah onlara kabiliyet vermiştir. Kişi, dinin emrettiği farzları, vacibleri ve diğer hususları, bir fıkıh âliminden alıp öğrenebilir. Mesela İslam akaidini bir kelam âliminden ya da İlm-i Kelama ait bir eserden öğrenebilir. Ama kalbinde oluşan fırtınaları, Mürşidi kamil in vereceği bir reçeteyle durdurabilirsin. Alimlerin ihtisas alanları değişik değişiktir. Nasıl ki kalp doktoru, ameliyat doktorunun sahasına karışmazsa, bilginler de, kendi ihtisas alanlarını aşan hususlara girmezler. girmemelidir. Çünkü bu Fizik ilmi değildir. Din ilmidir. Bu bakımdan, asrın getirdiği birtakım tereddütler, kalplerde olumsuz etkiler meydana getirmektedir. Bu tereddütleri gidermek için, mutlaka bir Mürşidi Kamile ihtiyaç vardır. "Efendim böyle bir zamanda bunlara ne gerek var!" denilemez. Gerçek saâdete, ilim ve amel bütünlüğü ile ulaşılır. Bu bütünlük, kalpte gelişmedikçe, bedene tesiri olmaz. Öyleyse, vasıflarını belirttiğimiz Mürşidi Kamillere giderek, bu ihtiyaç giderilmelidir.

Asrımızın mana sultanı yolumuzun ışığı Mürşidi Kamil Abdullah Baba (ks) Aziz Hz.leri Mürşidi Kâmile olan ihtiyacın önem ve ehemmiyeti hakkında şöyle buyurdular:

Bazı âlimler, ulemalar; "Kur'an'a ve sünnete bağlı olduğıı müddetçe ehli tasavvuf gibi yaşayanlarda Cenab-ı Ziilcelal Hazretlerinin evliyası olıır", diyorlar. Evet, doğrudur. Fakat bıı nadirattandır. Tarikata girenler ile girmeyenlerin arasındaki fark dağdaki olan meyveyle bahçede ki olan meyvenin arasındaki fark gibidir. Çünkü bahçede yetişen meyvenin bir bahçıvanı olur. Toprağını havalandırır, temizler, gübresini atar, suyunu verir, aşısını yapar. Çiçeklendiği zaman onun flitini verir, haşerelerden korur. Miimbit bir şey olur.

Ama diğer taraf da kendi başına zikreden, ne nefsi levvamede olduğunu bilir ne mülhimede olduğuıuı bilir.. O da meyvedir ama bu meyve kendiliğinden olur, sahibi olan meyve gibi olmaz. Doktoru olan hastayla doktoru olmayan hasta gibidir. Doktoru olan hasta ilaçlarla ameliyatla tedavi olur. Doktoru olmayan da sabır Allah sabır Allah der. O hastalığı çeker. Yine de Allah 'a dost olur ama çeke çeke gider. Miirşidi Kamile bağlı olan ise sıhhatli gider.

Yunus Emre Hz.leri "Şeyhi Olmayanın Şeyhi Şeytandır" buyuruyor.

Bu sözün manası şudur: Müslüman eline bir mecmua alıyor, kalbin açılması için bin defa Ya Fettah çekeceksin ve yahut işinin olması için şu kadar esma çekeceksin diye okuyor. Bıı arada ruhi sııltani genişliyor ama bu seferde nefis ve şeytan daralıyor. Daraldığı içinde Allah 'ın varlığına birliğine şek şüphe yaptırmaya başlıyor. Aklı fikrine, fikride kalbine diyor ve konuşmaya başlıyor. Şeytan ve cin bu insana musallat oluyor. Onun için insana bir rehber gerekiyor. Bizlere Fıkıh ilmi ile ışık tutan mezhep sahibi büyük imamlarımız dahi bir mürşidi kamile ihtiyaç olduğunu söylemiştir.

İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri, Bu mübarek, Murşidi kamil Cafer-i Sadık Hz-lerine intisap etmiş ve şu sözleri söylemiştir. "Ömrümün son iki senesinde, Mürşidi Kamil Cafer-i Sadık Hazretlerine intisap etmeseydim, hüsrandaydım ", buyurmuştur.

Aynı şekilde, yine, mezhep sahibi olan, İmam-ı Şafi Hazretleri ve İmam-ı Ahmet bin Hanbel-i Hazretleri de, Ümmi bir zât olan, Mürşidi Kamil Şeyban-i Rai (ks) Hazretlerine müntesip olmuşlardır.

Yine büyük Alim ve Müfessir olan İmam Şarani Hz.Ieri de Ümmi bir zât olan Mürşidi Kamil Ali Havas (ks) Hz.lerine intisap etmiştir. Hem Mezhep imamlarımızda, hem de diğer büyük ilim sahibi imamlarımızda da tarikat'a sulük edenler çoktur. Çünkü Tarikat Şeriat'tan ayrı bir şey değildir. Beraberlerdir.

Hakikate ve MARİFETULLAH'a ulaşabilmek için ancak gerçek bir Mürşidi Kamilin terbiyesinden geçmek gerektir.